Azı, nasıl algılandığını kontrol eder.
Dijital varlığınız bir web sitesi değil. Sizi tanımadan önce nasıl hatırlandığınızın, güvenildiğinizin ve seçildiğinizin mimarisidir.
Çoğu kişi içerik üretir. Ben algı tasarlarım.
Görülmek ile aranmak arasındaki farkı anlayanlarla çalışırım.
Yıllar önce bir müşteri bana şunu söylemişti:
"Seni bulan insanlar senden bir şey almaya değil,
bir şeyi anlamaya geliyorlar."
O günden beri satmayı bıraktım. Seçmeye başladım.
Ne söylediğiniz değil. Konuşmadan önce nereden konuştuğunuz. Otorite, cümle kurmadan önce başlar.
Fazla açıklamak, otoriteyi zayıflatır. En güçlü mesajlar söylenmeyenlerde gizlidir.
Herkese hitap etmek, kimseye hitap etmemektir. Değer, filtreleme cesaretinde gizlidir.
Eğer aşağıdakilerden biri sizseniz, başka bir yere bakın:
Yılda az sayıda projeyle çalışırım. Kıtlık taktiği değil, gerçek dönüşümün derinlik gerektirdiğini bilen biri olarak.
Müşteriler size "ne kadar?" değil, "ne zaman başlayabiliriz?" diye sorar. Fiyat tartışması, konum tartışmasına dönüşür.
Sektörünüzde "seçeneklerden biri" olmaktan çıkar, "bariz tercih" olursunuz. Karşılaştırılmazsınız.
Müşteri seçmeye başlarsınız. İkna etmeyi bırakır, filtrelemeye başlarsınız. Bu, güç dengesidir.
Ortak sonuç: Profesyoneller bana "artık kendimi açıklamak zorunda hissetmiyorum" derler. Çünkü algı, açıklamadan önce çalışmaya başlamıştır.
Klinik sahipleri. Danışmanlar. Avukatlar. Mimarlar. Stratejistler.
Hizmetin kalitesini bilen ama algının gücünü henüz kontrol etmemiş profesyonellerle çalışırım.
Fark: Müşterilerim reklamla büyümez. Yönlendirmeyle, sözle, hafızada kalarak büyür.
Muhtemelen burada bir şey fark ettin. Mükemmel açıklandığı için değil, hafife alınmanın ya da yanlış anlaşılmanın bedelini bildiğin için.
Her projeyi kabul etmem. Ama eğer bu sana hitap ediyorsa, konuşalım.
48 saat içinde yanıt verilir. İlk görüşmeler seçicidir.